30/9/2007 - TOPRAK RENGİ

Hayat öyle bir yoğurmuş ki,
Suda katsan,
Unda katsan,
Toprağın rengini almış,
Kan rengine bürünmüşüz,
Bir dirhem et,
Bir avuç kalbe sığmışız,
Sen merak etme,
Nasıl doğmuşsak,
Öyle de ölümü düşlemişiz…
Yasak bir elmaymış,
Cenneti cehenneme çeviren,
Hayatı başka diyara sürükleten,
Bir meçhul geminin,
Dümensiz kaptanı,
İşte tüm gerçeğin, önsözü,
Toprak, kan ve bir dirhem et,
Yaşam ile ölümün uğradığı bir durak,
Azrail’in kılıcını vuracağı meydan,
Dünya işte dedik,
Tokadını birçok kez yedik,
Üstüne üstük bir de âşık olduk,
(Söz meclisten dışarı)
Bir de oradan yedik, yetmezmiş gibi,
Kan ağladık,
Toprak için cana kıydık,
Her şeye rağmen tutunduk,
Yaşamak uğruna tutunduk,
Çamurlarda savaştık,
Toprağa kucak açtık,
Sen hiç merak etme…
Haddimizi de her zaman bildik?
Bir dakika, bir saniye,
Yaşamla, ölümün gidip geldiği an,
Bir sarsıntıdaki anlam yâda mana,
Yükseklerin alçalan güneşi,
İşte kapı çalıyor(tık, tık, tık)
Gerisi sonsuzluk…
Toprağın rengine girmek,
Sen istesen de,
İstemesen de…
fth
|